Bence

İpin Ucuna Uzanabilmek

Uzun süredir yazmıyorum, yazamıyorum.. oturuyorum yazmaya ama bir türlü istediğim gibi gitmiyor, uçuveriyor kelimeler yazamıyorum.. son yazımın da kelimelerin anlamsızlığı, iletişimi ve üzerimizdeki etkisiyle birlikte tüm doğalımızı, gücümüzü, hayatımızı etkiledikleri hakkında bahsetmiş olmam da değişik olmuş. Şimdi fark ettim. Okudum şöyle bir yazıyı, daha ne kadar derine gider, ne kadar uzar bu konu hakkında yazılabilecekler diye düşündüm. Cevabım “çok” oldu. Programlanma gibi bir şey demişim örneğin insanların konuşmayı öğrenmesi, iletişim kurmak için kelimelere ihtiyaç duyuyor olması için. doğadaki diğer tüm canlıların kusursuz iletişiminden de bahsetmişim.. Uzar bunlar evet, baya uzar.

Bugün bir film izledim. Justice League. Superman, Batman, Wonder Woman falan fantastik bir film. Fantastik severim ama Superman, Batman falan bana bile fazla, fakat bugün bi izleyesim geldi filmi, açtım izledim.. Konu klasik, karanlık tarafın hizmetkarlarından biri dünyayı ele geçirmek üzere ve tabii ki tüm süper kahramanlar dünyayı kurtarmak için bir araya geliyor..

Filmi anlatacak değilim, bir iki şey tetikledi bugünkü yazıyı onlardan bahsedeyim. Aquaman diye bir karakter vardı filmde, kayıp şehir Atlantis’li kraliçenin oğlu, suyun, okyanusun, denizlerin efendisi.. Poseidon gibi bişi, elinde yabası da vardı. 🙂 Filmin bir yerinde Batman “Balıklarla konuşabildiğin doğru mu?” diye sordu buna. Aquaman ters bir bakış attı ve “Su konuşur” dedi. Su konuşur. Su altındaki tüm canlıların arasındaki iletişimin su tarafından sağlandığını düşündüm bir an.. Ne büyük zenginlik değil midir sizce de? Şöyle bir ayağımı sokayım dediğin denizin taşıdıkları.. Dünyanın ¾’ünün sularla kaplı olması ve bu suyun dünyadaki tüm canlılar için bir iletişim aracı olması bir olasılık mıdır? Balıklar, tüm bitkiler, ağaçlar, suya dokunan ve suyun dokunduğu her canlı, yani tüm canlılar. Biz hariç tabi, bizim kelimelerimiz var. 😌😒 Bir düşüneyim diyorum aklım uçuyor çok ileri gidemiyorum..

Filmde kötü taraf da vardı tabii ki, binlerce yıl önce, dünyayı doğduğu cehenneme çevirmek isteyen fakat insanlıkla girdiği savaşta yenilip sürgün edilen bir karakter. Varlığın başlangıcı, evrendeki güç, “Ana” dedikleri büyük enerji bir şekilde bunu dünyaya çağırıyor, neden bilmiyorum, vardır bir sebebi.. 🙄 Bu da baya eski zamanlardan değişik güçleri olan bir arkadaş yani. Filmin bir yerinde tüm süper kahramanlar bununla savaşıyor. Birinin ateşten mi ne halatı var ve baya hızlı hareket edebiliyor, biri robot gibi bir şey, biri suya hükmediyor, öbürü ışık hızında hareket edebiliyor.. Batman’in süper güçleri falan yok, normal insan o. Dolayısıyla insan yapımı bir silahla savaşmaya çalışıyor. Altında bir araçla füze gibi bir şey fırlatıyor bu karanlık arkadaşa, arkadaş yakalıyor füzeyi, bakıyor bir an ve ilkel yaratıklar deyip geri fırlatıyor füzeyi.

İlkel yaratıklar diyor tarih öncesi karanlık adam ve ben hak verdiğimi fark ediyorum o an. Biz insanlar, övündüğümüz teknolojimizle, yeni buluşlarımızla, takım elbiselerimizle, topuklu ayakkabılarımızla baya bildiğiniz ilkeliz. Çok hem de. Dünyada var olan bilgeliğin salladığı ipin ucundan tutup peşinden gitmek hiç birimizin aklına gelmiyor, yeni cep telefonları, yeni bilgisayarlar, arabalar, uçaklar daha fazla ilgimizi çekiyor.. Varoluştan beri burada olan suyun, okyanusun bilgeliği hakkında bir fikir yürütebilir miyiz? Her sesi duymuş, her hareketi görmüş, hissetmiş, almış olan suyun? bu sudan beslenen canlıların bilgeliği? deniz kenarında üzerine havlu serip yattığımız kumun, taşın? Bunların dünyanın ta kendisi olduğunun bilincine anlık olarak bile varmak, denize fırlatmak için eline aldığın taşın milyarlarca yıldır dünyanın bir parçası olduğunu , yerçekimi olduğuna ve hiçbir şey uzaya düşmediğine göre o taşın baya dünyanın oluşumundan beri burada olduğunu sadece bir an düşünmek, fark etmek..Ve çok bildiğimizi, gelişmiş bir canlı olduğumuzu iddia eden bir tür olduğumuzun da aynı anda farkına varmak.. anlamak nerede durduğunu, ne olduğunu.  biz birbirimizi anlayabilmek için baya açık ve net kelimelere ihtiyaç duyuyoruz, farklı dillerden bahsetmiyorum bile.. Bi de bi söz çıkarmışız hani, insanlar konuşa konuşa diye başlayan. Bilge kabul etmişiz, atasözü demişiz. Arada aklıma geliyor, gülüyorum.

Tamam ilkeliz sahip olduğumuz bu farkındalıkla ama tüm dünya canlılarına bahşedilmiş olan bu bilgeliğin sadece insandan esirgenmiş olma ihtimali nedir? Sıfırdır bence. Yoktur yani böyle bir ihtimal. Unutmak var bizim için. Unuttuğumuzun farkında bile olmamak var. Zaman var, toplum var ve bununla birlikte birçok şey. Yani hepimiz en az akan nehir kadar bilgeyiz, ormandaki ağaç kadar, deniz kadar, baharda açan çiçek kadar. Farkında değiliz o kadar.

Bence yani.

Sallanan ipin ucunu fark edip, tutabilmek niyetiyle.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s