Bence

Doğa Ana

Ne yazacağımı tam olarak bilemeden oturuyorum bugün bilgisayarın başına, ama yazmam gerektiğini hissediyorum, bu yüzden bir müddet aradan sonra oturup yazıyorum.. yani aslında biliyorum da bakalım öyle mi gidecek tam kestiremiyorum… bir oradan bir buradan olursa mazur görün, ruh hangi kelimelere izin verirse öyle ilerlemeyi planlıyorum bugün.. başlığı da ne düşerse parmaklardan ona göre vereceğim yazının sonunda..

Gitmesi gerekene gitmesi niyetiyle..

Back to the Earth çalıyor şu anda fonda.. Yazmaya oturdum, hissim dünya ile ilgili yazmaktı, doğayla, toprakla, bereketiyle.. oturur oturmaz da bu şarkının başlaması hoş oldu. 🙂 tesadüf diye bir şey yok biliyorum ama böyle gözüme gözüme girince çok hoşuma gidiyor. birileri sürekli gözetiyor hissi geliyor.. her şey ne kadar tepe taklak gidiyormuş gibi görünse de.. Jason Mraz ise ayrı bir yazı konusu, ama çok sevdiğim birinin bana söylediği ve tamamen katıldığım bir şey söyleyebilirim kendisi hakkında: Kesinlikle bu dünyadan değil.. Birileri göndermiş buraya onu anlatsın diye bir şeyleri.. baya görevli yani.  bizce.

doğa. dünya. ya da benim en sevdiğim adı ile mother earth.

telaşa kapılıyorum bazen, bildiğimiz günlük hayat konularından dolayı, sonra kafamı çevirdiğim yerde kocaman kocaman nefes alan dağları görüyorum.. bana da hatırlatır gibi derin bir nefes almayı.. panik yapma diyorlar bildiğin durdukları yerden.. öyle güzel öyle derin duruyorlar ki, bazen bakıp kalıyorum, o kaldığım süre boyunca da yüklüyor güvenini, huzurunu, sevgisini. ne telaş kalıyor ne başka bir şey sonra.. o bakıp kaldığım kısacık süre bile bir meditasyon..

ona para lazım, şununla ilgilenmek lazım, şu hastaydı, o da vardı, bu da vardı diye boğulurken yeşil bir alanın önünden geçiveriyorum, gözüm takılıyor doğanın bereketine.. bir tohumdan onlarca ürün veren toprak, onlarca meyve veren ağaçlar, sorgusuz sualsiz, karşılık beklemeden, tek kökten bir düzine açan çiçekler.. neyin içinde kayboluyorsun farkında mısın der gibi hepsi.. sahipsiz bir çayırda bile bu bolluk bu bereket varken senin kendini sıkmanın gereksizliğinin farkında mısın der gibi.. rahatlıyorum birden.. rahatken geliyor ne geliyorsa çünkü, kendimi sıkınca değil…

summer-192179_1280.jpg

beklentime karşılık bulamıyorum bazen, bu da olmadı, şu da olmadı diyorum.. sonra aklıma birden uçurumun dibinde kendi kendine açan, kimsenin görmeyeceğini bile bile bütün güzelliğini sergileyen kocaman vadideki minicik çiçek düşüyor aklıma.. zamanı geldiğinde açan, istisnasız, hep açan çiçek.. beklentisiz.. demiyor ki ben niye açayım kuş uçmaz kervan geçmez yerde, demiyor ki bugün de kimse gelmedi, demiyor ki nasılsa kimse yok ben bugün açmayayım.. açıyor, tüm canlılığıyla, tüm renkleriyle açıyor.. hiçbir şey beklemeden.. fısıldıyor sonra sadece ol diye, beklentisiz..

her şey ne kadar sıkıcı diyorum bazen,  ne kadar sahte.. sonra batan güneşin karşı apartmanın camına vuran renkleri çarpıyor gözüme.. kalkıp bakıyorum turuncunun, sarının, pembenin, morun sayısız tonunda batan güneşi izliyorum biraz.. daha heyecan verici, daha gerçek ne olabilir der gibi bürünüyor gözümün önünde sayısız renge.. sıkıcı olanı bilmezsen heyecanı, sahteyi bilmezsen gerçeği tanıyamazsın der gibi.. her şeyi olduğu gibi kabul etmeye çalış der gibi.. orada bu gece ne olursa olsun, hayat sana ne getirirse getirsin ben yine yarın sabah doğarken camdan yüzüne vuracağım, yine doğacağım der gibi. her zamanki heyecanınla beni selamlamayı unutma der gibi..

sunset-1013545_1920

ne zaman başım sıkışsa bir şekilde yetişiyor yani dünya. bir şekilde bana güven, huzur, sevgi ya da o an neye ihtiyacım varsa onu aşılamanın yolunu buluyor.. kısacık sürede de olsa.. şımarık çocuk gibiyiz her birimiz, sürekli bir şeyler istiyoruz. o da torununa kıyamayan anneanne gibi.. ne istersek sağlıyor bir şekilde..

saf sevginin, huzurun, güvenin, uçuşan kelebeklerde neşenin, akan ırmaklarda coşkunun, şefkatin, heyecanın, yaratıcılığın kaynağı dünya. evim dünya. becerebildiğim kadar saf ve koşulsuz şekilde sevmeye çalışarak seni, bana yüklediğin her harika duygu için binlerce şükür.. her şeye rağmen sevgini esirgemediğin için binlerce şükür.  şehir insanıyım ben yea, dağ bayır da neymiş diye dolandığım günlerden bugüne gelmeme destek olduğun için binlerce şükür.. sana yaklaşmama, deneyimlediğim her gerçeklikte, tüm zamanlarda üzerinde nefes almama ve deneyimlenmeme, her şekilde senden beslenmeme izin verdiğin için binlerce şükür..

Sevgiyle,

ayferanim

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s